BAŞARI MI MÜCADELE Mİ?: BİR NEHRİN HİKAYESİ

Başarı nedir? Çoğumuzun zihninde başarı, zahiren görünen, standardı bir başkası tarafından konulmuş ve belirli bir sonuca ulaşmakla eşdeğer tutulur. Ancak bu yaygın görüşü derinlemesine sorgulamak gerekir. Başarı fetişizmi bizi insani değerlerden uzaklaştırabilir. Elde etme çabası, kazanma güdüsü benliğin kendi içine hapsolması demek olabilir. Kendi için yaşayan insanların kötü olması savında olduğu gibi, kişisel başarı motivasyonları da insanları birbirinden kopartıyor olabilir.

Başarıyı sadece bir sonuç olarak görmek yerine, onu bir mücadele süreci olarak değerlendirmek, daha anlamlı ve sürdürülebilir bir yaklaşım sunar. Bize dayattıkları başarı genellikle dış kaynaklı standartlarla ölçülür, ancak bu, bireyde kaygı ve belirsizlik yaratır. Sürekli kendimizi ispatlamak ve onaylanmak zorunda oluşumuzun karşı konulamaz esaretine mahkum eder. Özgürleşmek adına gerçek başarıyı; kendi gelişimimizle, kendimizi aşmakla tanımlamalıyız. Her gün kendimize ne kattığımızla, ne kadar ileri gittiğimizle ölçümlemeliyiz. Hem böyle olduğunda başarılı olmak oldukça mümkün görünmektedir. Bu nedenle, başarının tanımını değiştirmeliyiz. Başarıyı sadece sonuç olarak değil, bir mücadele ve kendi gelişim menkıbemiz-hikayemiz olarak görmeliyiz.

Başarı, bir yolculuktur ve bu yolculukta her adım, her deneyim, her başarı ve her başarısızlık birer öğretmendir. Sürece odaklanarak, azimle çalışarak ve kendimizi sürekli yenileyerek başarıyı gerçek anlamda yakalayabiliriz. Başarı, potansiyelimizi hayata yansıtma sürecidir. Hatta kendimize karşı bir meydan okuma sürecidir.

Bu noktada enerjimizi yatkın olduğumuz alanlara sarf etmek, başarıya ulaşmada kritik bir faktördür. Bununla birlikte zora, zahmete ve terlemeye hazır bir zihinle çalışmak başarılması gereken en zor süreçtir. Unutulmamalıdır ki başarısızlık da başarı kadar olağan ve değerlidir. Hatta zorunludur.

Peki doğru mücadeleyi nasıl vermeli, başarı için nasıl bir yol yürümeliyiz? Zihinlerimizin temel yapı taşları olarak üç T üçgenini kullanmalıyız: Tecrit, Tedric ve Tecdid.

Tecrit, odaklanmayı ve soyutlanmayı ifade eder. Her şeyi bir anda yapma çabası, genellikle verimsizlikle sonuçlanır. Bu nedenle, belirli bir mücadele alanına yoğunlaşarak kendimize yeterli zaman tanımalıyız. Odaklanmadan, derinlemesine öğrenme ve üretme yeteneğimiz zayıflar.

Tedric, kademeli ilerlemenin simgesidir. Başarı, ani ve beklenmedik bir şekilde gelmez; aksine, adım adım, içselleştirerek ve sürekli bir çabayla elde edilir. Her aşama, bir öncekini tamamlar ve bizi bir sonraki adıma hazırlar. Bu sabırlı ve sistematik yaklaşım, uzun vadede kalıcı ve sürdürülebilir başarılar sağlar.

Tecdid, yenilenme sürecini temsil eder. Her gün yeni bir şeyler söylemek ve denemek, zihinsel ve ruhsal gelişim için hayati önem taşır. Heyecanı ve motivasyonu “yeni” olanda yakalayabiliriz. İnsanın olgunlaşması sürekli öğrenme ve deneyimlerle adım adım gerçekleşir. Sadece tecrube yetmez gelişim için geribildirim de gerekir. Keşfedici ve meraklı bir tavırla geribildirime açık olmak, geribildirim aramak gerekir.

Evet belki kalabalıklar içinde insan derinleşemez, odaklanamaz hatta grubun ortalamasına uyarak kendinizi yenileyemezsiniz. Ama unutmayın ki tek başınıza da başaramazsınız. Başarıya giden yolda, ilişkilerimizi olumlu yönetmek çok önemlidir. Destekleyici bir çevre, motivasyonumuzu artırır ve bizi hedeflerimize daha hızlı ulaştırır.

Bir Nehrin Hikayesi

Başarıyı, bir nehrin akışına benzetiyorum. Su, kaynağından doğar ve enerjisini eğiminden alarak yolculuğuna başlar. Bu yolculukta, bazen geniş ve engin bir kanal bulur, bazen de dar ve engebeli yollardan geçmek zorunda kalır. Suyun önüne zaman zaman engeller çıkar; taşlar, dallar ve kayalıklar. Bu engeller karşısında duraklar, bekler, ama bu bekleyiş onun durması anlamına gelmez. Tam tersine, nehir bu süreçte derinleşir, gücünü toplar ve taşarak yoluna devam eder.

Nehir, bazen ince ince akar, sessizce ve sabırla ilerler. Bu sakin akış, onun gücünü kaybettiği anlamına gelmez. Aksine, bu süreçte güçlenir, derinleşir ve daha büyük bir enerjiyle yoluna devam etmeye hazırlanır. Engellerin üzerinden atlar, etrafından dolanır ya da altından geçer, ama asla durmaz. Yol bulur, yol olur. Her bir engel, onun için yeni bir yoldur; her bir bekleyiş, onun için yeni bir güç kaynağıdır.

Bu döngü, nehrin hikayesinin bir parçasıdır ve sürekli devam eder. Başarı da böyledir. Karşımıza çıkan engeller, bizi durdurmak için değil, güçlendirmek için vardır. Başarısızlıklar, yolumuzu kesmek için değil, bizi daha derin, daha güçlü ve daha kararlı hale getirmek için karşımıza çıkar. Tıpkı bir nehir gibi, durmaksızın akmalı, yolumuza çıkan engelleri aşmalı ve her seferinde daha büyük bir güçle ilerlemeliyiz. Başarı, bir sonuç değil, sürekli bir akış, bir süreçtir. Nehir gibi akmaya-mücadeleye devam ettiğimiz sürece başarı bir detaydır.

Leave a comment